Arşiv: Şubat, 2009

Genç Werther’in Acıları

wertherGenç Werther’in acıları… Belki bir aşk, belki bir vicdan muhasebesi, belki de akan kanların tercümesi. Kitabı okumaya başladığım da kitabı benimsemekte bir süre zorluk çektim. Ancak Werther’in Lotte ile dans etmesini ve ilk başlangıç hislerini Goethe’nin üstün kalemiyle ele alması beni bir anda kitaba bağladı. Diğer bir çok duyguların tanımlanmasıyla oluşan duygularda cabası. Sizlere kitaptan bir kaç örnek sunarak anlatmak istediklerimi daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum : ” Lotte benim için kutsal. O varken bütün arzularım susuyor. Onun yanındayken bana neler oluyor bilmiyorum; sanki ruhum gerilen sinirlerimle birlikte alt üst oluyor; piyanoda bir meleğin gücüyle çaldığı bir melodisi var onun, hem sade hem de öylesine zarif bir melodi! Bu onun en sevdiği şarkı ve ben daha ilk notasını işitir işitmez acı duyuyorum ve aklım karışıyor.” Her adım, her an, kısaca yaşamında artık hayatı yaşamazsın. Hep onu yaşarsın, hayallerin hep ona çıkar istesen de istemesen de.

Werther o kadar çok bu durumlarla içi içe yaşıyor ki imkanızlığını bile bile. Ama her aşk gibi bu aşka da söz geçirmek imkansız olduğu için kendini sonu olmayan bir yolculuktan zorla söküp alıp diğer sonu olmayan bir yolcuğa kendini bırakıyor, ölüme. Werther uzun yolculuğa çıkacağım diyerek Albert’in silahlarını istetiyor hizmetkarına. Hizmetkarı Albert’in eşi olan Lotte’ye silahları verdirtiyor ancak Lotte’nin içinde olur olmadık duygular beliriyor.
Devamını oku

Farklı Gibi

gunesin-dogusuİstanbul merhaba, yine ben geldim sana. Hiç unutmadan seni görmezden gelmeyerek her uğradığım anki gibi geldim sana. Sanki seni hiç yalnız bırakmadım, hep düşüncemde sen vardın. Her ayrı kaldığım saatlerde sana koşan adımlarımı hayal ettim.

Güzel ağaçlıkların, boğazın yeşille birleştiği anlarda geldiğimde kulağıma hoş bir edayla öten kuşlar eşlik ederdi bana. Mutluluktan havalara uçardım hiç yere inmeyecek gibi. Her uğradığımda sana, sanki yeni doğmuş bebek sesi gelir gibi olurdu. Bunu iki türlü yorumlardım kendi kendime: Yeni bir hayat doğdu İstanbul’da diyerek ya da yeni bir hayat doğdu içimde derdim. Mutluydum işte ne fark ederdi ki…

Ama artık bazı şeyler fark ediyor. Yine her zaman sana uğruyorum İstanbul. Bu sefer uğradığım zaman artık gözlerimi kapatmak istiyorum. Eskiden her sabah geldiğimde sana, herkesi evlerinde karşılardım ve evlerinden çıkmalarına eşlik ederdim. Şimdi ise o güzelim yerlerinde geceleri soğuktan, açlıktan, susuzluktan acı çeken kişiler görüyorum. İstanbul en çok bana dokunan ne biliyor musun? Onları ısıtamıyorum. Eskiden doğuşuma kuşlar, böcekler eşlik ederdi. Şimdi onlarda eşlik ediyor yorgunca…

İstanbul tekrar merhaba,
Artık senin de gidecek yerin yok galiba
Yorgunca koşuyorum artık sana
Bir yanım hüzünlü, bir yanım ise… boşver gitsin
Geceleri gelemiyorum ısıtamıyorum İstanbul.

Beyaz Gemi

beyaz-gemiCengiz Aytmatov, Beyaz Gemi adlı kitabında bir çocuğun saf duygularını işlemektedir. Bu kitabı okurken kendi çocukluğunuza inip bir kere daha o anları gözünüzün önünde canlandıracaksınız. Kötü insanlara karşı çocuğun düşünceleri ve onlara dahi bir yardım eli uzatma isteğini göreceksiniz. Bir yokluğun var olması için kurduğunuz hayaller eşlik edecek size. Belki bunları anımsamak size bir mutluluk verecek. Ama çocukken yaşadığınız hayal kırıklıkları.

Belki de büyümeye başladığımızın bir göstergesi olmuştur o hayal kırıklıkları. Cengiz Aytmatov’ un çocuk üzerine kurguladığı karakter ise hiçbir zaman büyümek istemeyen bir karakter ve zaten büyüyemiyor da. Dedesi bir efsane anlatır, çocuk ona o kadar çok inanır ki o hikâyeye ihanet edilmesinin üzerine hayal kırıklığını kaldıramayarak hayallerinde kurguladığı bir balık olmaya karar verir ve kendini dedesinin yaptığı havuza hasta bir şekilde bırakır.

Bir anne ve babasının özlemiyle yaşayan çocuğun en yakın arkadaşları çantası ve babasının olduğunu düşünerek Beyaz Gemi’ ye bakmasını sağlayan dürbünüdür. Anlatması güçtür bu duyguları… Gerçekleri anlatamayacak bir büyüğe sahip olamamak. Hep kendi hayal dünyasında kurduğu hayallerin varlığıyla yaşayıp bir kısa ömrün sonucunda balık olup o beyaz gemiye gitmek isteyerek bulunduğu ortamdan hayallerinin devamı için kaçıp gitmek.
Çoğu çocuk bir büyük olmak ister. Neden? Çünkü istediği babası veya annesi gibi olabilmektir. Peki ya o çocuk, hiç hayallerinden vazgeçememiş veya birisi tarafından anlatılmamış. Belki de bundan dolayı o hayallerin peşinden gitmiştir, sessizce. Bilinmez.
Okuyunca çok beğeneceğiniz bir kitap olacağını düşünüyorum.

Ay

Küs mü değil mi diye bakıyorum,
Ara sıra yüzü eğik oluyor.
Seni izlerken tek olmazdım ama
Hayatımda bir ilk
Yazarken iki kişiyim
Gördüm de sen teksin.
Etrafında sana özenen noktalarla,
Sen teksin.

Hoşnut musun bilmem?
Yalnızlık sana mı mahsus?
Izdırap mı çekersin?
Bir dilin olsa da anlatsan bana
Hep uzaktan mı anlaşsak?
Böyle yapmak bir hasret mi desek?

Gündüzü severdim ben,
Gecede seni görene kadar.
Bir günüm daha seninle bitiyor.
Küskün müsün bilmem ama
Ara sıra yüzün eğik oluyor.
Onunda nedenini bilmem ama
Gökte seni izlemek,
Beni bana anlatıyor.

İsmail Bal
00:45 15.07.2007

Şiiri Anlamak ve Şiirde Anlam

Şiiri anlamak insanın kendi duygu ve düşüncesine bağlı bir durumdur. Herkes şiirden farklı anlamlar çıkarma yetisine sahiptir. Bu durum şiirin düşünce yoğunluğuyla yazılmış bir olgu olmakla birlikte bu olgu şiiri düzyazıyla birbirinden ayırır. Çünkü düzyazıda her şey açık ve nettir. Şiirde ise kişi şiirin her parçasından kendine bir anlam çıkarabilir. Bundan dolayı şiiri yazan şairi anlamak diğer bir planda kaldığı görülmektedir. Bundan dolayı diyebiliriz ki şiiri anlamak diye bir şey söz konusu olamaz. Buda kişilerin farklı durumlar içinde yer alıp, aynı okuduğu sözcükleri farklı bir nitelikte açıklamasına sebebiyet vermektedir. Şunu diyebiliriz şiiri anlayan kişi şiiri yazandan başkası olamaz.
Fakat şiiri subjektif yorumlamanın zamanı ve yeri yoktur. Şöyle denilebilir ki kötü şiir iyi şiir kavramlarını şiir için kullanmak yanlıştır. Geçmişte yaşanmış ancak o günkü durumumuzla pekte yakın durmadığımız yazılan dörtlüklere duygu ve düşüncelerimizin değişimiyle birlikte o an o şiiri sevebiliriz, bu öyle bir hal alır ki o şiir hayatımızın vazgeçilmez bir yerinde kendine yer edinmeyi başarır.
Şiirler hep bizden yanadır. Bunlar bizim duygu ve düşüncelerimize ortak olurlar. Sanki onlar anlatmak istediklerini bizimle paylaşmak isterler. Bu yazıyı genel anlamıyla yorumlayacak olursak şair ve okuyucunun şiirde anlamsal bütünlüğe ulaşmasının imkansız olduğunu ancak ikisinin de şiirde kendini bularak aynı zamanda bir bütünü oluşturduğunu görebiliriz.

ŞİİRDE ANLAM
Şiirde anlamı iki farklı türde inceleyebiliriz. Bunlardan birincisi subjektif anlamdır. Subjektif anlam deyince kişinin kendi içinde hissettiklerini bir şiiri içinden geldiği gibi yorumlanmasıdır. Bunu şu şekilde açarsak daha iyi açıklayabiliriz. Bir adet şiirin dünyanın bütün insanlarının okuduğunu varsayarsak o tek şiirin dünyanın bütün insanların toplamı kadar ayrıntılı yorumu vardır diyebiliriz.
Diğer bir duruma bakacak olursak buda şiirin genel anlamlar içeren bir tür olmasıdır. Bunları doğa, aşk yada pastoral, lirik olarak ayırabiliriz. Bunlar kendi içinde aynı düşüncelere hizmet ederler ve bir şiirin aşk konusu ya da bir doğayı ele aldığını çok rahat anlayabiliriz. Ancak ayrıntıya girdiğimizde aşkın içinden kişiler çok farklı yorumlar çıkarabilir ki bu durumda tekrar bizi şiirin subjektif boyutuna ulaştırıyor.

İktisadi Matematik Ders Notları

iktisad-matDersin Amacı: Matematiksel yöntemleri kullanarak iktisadi durumları açıklamak.
Ceteris Paribus: Talep eğrisi üzerinde sabit saydığımız durumlara denir.
Talep Fonksiyonu: Bir mala olan talep miktarıyla o malın fiyatı arasında ki ilişkiyi gösteren fonksiyondur.
Başabaş Noktası: Bir firmanın toplam maliyeti ile toplam gelirinin eşit olduğu noktadır.
Arz: Bir malın piyasaya sunulmasıdır.
Talep: Belirli bir mal için, belirli bir satın alma gücüyle desteklenmiş satın alma isteğidir.
Denge Fiyatı: Piyasalarda toplam arz ve toplam talebin birbirine eşitlendiği fiyat düzeyidir.
Talep Fazlası: Alınmak istenilen malın satılmak istenilen maldan fazla olmasıdır. Kıtlık durumudur.
Arz Fazlası: Üretilen malın miktarının alınmak istenen miktardan fazla olmasıdır. Bolluk durumudur.
Ortalama Maliyet: Değişken maliyetlerin, sabit maliyetlerin üretim miktarına bölünmesiyle elde edilen tutardır.
Endojen Değişken: (içsel değişken) Model tarafından belirlenen değişkendir.
Egsojen Değişken: (dışsal değişken) Bir ekonomik modele sistem sistem dışından veri olarak giren bir değişkene denir.
Marjinal: En son üretim biriminin kattığı değişim.
Ortalama Gelir: Toplam gelirin, üretim birimine bölünmesiyle bulunur.
Monopol: Bir mal için üretici veya dağıtımcı olma durumudur.
Devamını oku

Sunum Nasıl Yapılır

sunumBir çok kişinin zorlandığı bir konu üzerinde bir araştırma yapmıştım. Çoğumuz sunum yaparken heyecanımızı kontrol etmekte zorluk çekeriz. En büyük olumsuz etkiyi sunumda bu durum oluşturmaktadır. Heyecanın sunuma etkisini %75 olarak düşünürsek diğer durumlara ( slaytta imla hatası, anlatırken çok hareketli veya durağan olma, anlatılan fıkraların veya sorulan soruların zamansızlığı v.b) %25 lik bir pay kaldığını görüyoruz.
powerpoint
Bu başlıkla ilgili ingilizce olarak hazırlamış olduğum çalışmayı sizlerle paylaşmak istedim. İçeriğinde ingilizceminde elverdiği kadarıyla “Sunum Nasıl Yapılır” sorusunun cevabını vermeye çalıştım. Yararlı olması dileğiyle.


Devamını oku

Okuyunuz İzleyiniz

kaza
Bizler bir millet olarak birçok zorluklarla karşılaştık ve birçok zorlukları aşmak için büyük vefakârlıklar göstererek kendi aramızda ki bağların daha sıkı hale gelmesini sağladık. Çoğu zaman bize yönelen tehditleri birlik olarak sırasıyla yurdun her köşesinden atmayı başardık. Zaten bu tarihimizi unutmak soyadımızı unutmakla dahi eş değer olamayacak bir durumdur.
Evet, bizler bizim dediğimiz toprak parçası üzerinde yaşayabilmek için uğrunda canlarımızı feda ettik. Ama bunun bir amacı vardı. Peki amaçsızca hayata gözlerini kapayanlar… Türkiye’nin son 26 yılda trafik kazalarıyla canlarından olan 137.186(yüzotuzyedibinyüzseksenaltı) vatandaşı var. Ayrıca 2.327.509 (ikimilyonüçyüzyirmiyedibinbeşyüzdokuz) yaralı insan var. Söyler misiniz? Ne için? Yurdun her köşesinden birbirimizi mi atmaya başladık? Yoksa bir müzik sizi tabiri yerindeyse gaza mı getirdi? Veya alkollü araba kullanılmadığından haberiniz mi yoktu? Amaç sevgilinize mi hava atmaktı? Ne kadar hız yapabilirim diye arabayı mı deniyordunuz? .. Bu örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki… Yaptıklarınızın ne önemi kaldı hayalleri olan bir çocuğu ezdikten sonra.(Zaten önemi yoktu da…) Orada sadece bir kişi hayatını kaybetmiyor, çocuğun annesi, babası, çocuk, sen ve ailen. Bak bir müzik senin başına neler getiriyor.
Devamını oku

Jack Welch Ve General Electric

jack-welchGeneral Electric adlı kitabı bir işletme öğrencisinin okuması gereken önemli kaynaklardan biri olarak görüyorum. İşletme üzerine karşılaştığı olumlu – olumsuz durumları ustaca nasıl yönettiğine şahit olacaksınız. Okuduğumun bu kitabın kısa bir yorumunu aşağıda yapmış bulunmaktayım. Yararlı bir özet olması temennisiyle…

1.KESİM

Bir işletmede bir CEO nun istekli olduğu takdirde ne kadar etkili işler yapabileceğini gözler önüne seren bir kaynaktır Jack Welch ve General Electric’in yolu adlı kitap. Bu kitapta yer alan bölümlere doğru orantıda olmak üzere, ödevimde eleştirilere yer vereceğim.
Jack Welch değişimi seven bir kişilik olarak gözümüze çarpıyor. Bu durumu onun GE için yaptığı yeniliklerden anlayabiliyoruz. Bu durumun olumlu taraf kazanabilmesi için yapılan yeniliklerin altının doldurulması ve geleceğe uyum sağlaması için yapılması gerekir. Eğer yapılan bir yenilik gelecekte karşımıza kolaylık değil de olumsuzluklarla karşımızda yer alıyorsa bu iyi planlanmamış yeniliklerden öte değildir. Yani yapılan yenilik yapıldığı zamanda eleştirilebilir ancak gelecekte de olumsuz olarak eleştiriliyorsa bu yenilik amacına ulaşmamış demektir. Bu durum bir işletme içinde de böyledir, kendi hayatımız içinde de… Buna örnek olarak GE’de var olan kendin kur kendin geliştir diye adlandırdığım şirket kurma şeklini değiştirip satın almaya evet politikasını izlemeye başlamıştır ve RCA şirketini satın almıştır. Efsanevi lider sayesinde bu durumun etkisi işletmeye olumlu yönde yansımıştır.
Devamını oku

Anlatması Güç

ll-be-there-to-protect-you-copy-miniHer insanın içinde ufakta olsa bir umut vardır. Bu umut her yerde onun peşini bırakmayacak kadar sevimli bir hayal, düşünce ve mutluluk aracı diyebiliriz. Peki, umut en çok kime yakışır? Ben bunu düşündüğümde hep farklı farklı cevaplar buluyordum. Ama bu resmi gördükten sonra umut en çok muhtaç olan çocuklara yakışır diyebildim.
Neyi hayal ediyorlar? Çocuklarınız gibi veya etrafında olan birçok çocuk gibi uzaktan kumandalı bir arabamı? Yoksa hayallerinde sürdükleri bir bisikleti mi hayal ediyorlar? Peki, hayatlarında kaç kere uzaktan kumandalı bir araba veya bisiklet gördüler. Belki de onların yaşadığı yerde bisiklet küçüklere ait değildir ve sadece büyüklerin kullanacağı kadar değerlidir. Büyük ihtimalle bu ve buna benzer hayallerden o kadar uzaklar ki… Düşündükleri bir parça ekmek, belki de ayaklarına giyebilecekleri bez parçasından öte değildir.
Devamını oku