Bir Kesit
Eve girdiğimde vizelerin bitmiş olmasıyla içime dolan rahatlama duygusu ve ona eşlik etmeye çalışan mutluluk ve mutsuzluklarımın eşiğindeydim. Tek yapmam gereken evi biraz toparlayıp İstanbul’a yolculuğa çıkmaktı. Gökyüzü karamsarlığından vazgeçmiş yağmur taneleri ile kendini anlatmaya çalışıyordu ve sesleniyordu etrafa. Toprak kokusu artık kendini yağmurun altında ezilmeye mahkum etmişti belki de, bilinmez. Baharın gelişiyle çıkan böcekler biraz darbe yiyordu belki de.
Bu ve bunun gibi düşünceler arasında bavulumu hazırlamaya başlamıştım, nelerin burada nelerin oraya gideceğine bavulumun kapasitesi söylüyordu bana, sessizce. Götüreceklerimin listesi beni seyrediyordu, bense bavulumu gizlice. Neyse olduğu kadar dedik ve çıktık yola; toprak kokusunun yerini yağmurun kokusunun aldığını, güneşin gözlerini kapayıp yağmurun konuşmaya başladığı bir yola. Minibüse binene kadar sağ omzum sağa çeker bir şekilde devam ettim, sonra ise terminal. Sesler kulaklarıma ilişmeye başladı ” Kalkıyor kalkıyor biletli yolcu kalmasııın.” İçim rahat bir şekilde en arka şöför arkası yerde oturacağımı varsayarak hayaller kuruyordum; telefondaki resimleri bilgisayarıma atarım diyordum. Yazhanenin önüne gelip o kuyruğu gördüğümde kurduğum hayallerin yıkıldığını anladım. İçimden bir ses imdadıma yetişti 19:00 arabasında yer vardır heyecan yapma, dedi. Sonuç olarak 19:30 arabasında 28 numaralı koltukta kendime bir yer ayırtabildim.
Yağmur hızını hiç kesmemişti, karanlıkla birlikte şimşeğin oluşturduğu aydınlık daha da belli oluyordu.
Devamını oku
Yorumlarınız