Anlatsa(m)

Benim ne çektiğimi sen nerden bileceksin?
Bilirsin de kaç yıl olduğunu,
O geçen günlerin ızdırabını sen nerden bileceksin?                                                  dokunsam yanarım
Çıkıp karşıma pişmanım mı diyeceksin?
Sen yokken perişan mı oldum diyeceksin?
Ama ben, sen varken perişandım!
Buna ne diyeceksin?

Bunları duyduktan sonra susup,
Herbir vakti umursamadan yaşayıp,
Yaşadığımız her anı yaşlı gözlerle anlatıp,
Beni kelimelere mi sığdıracaksın?

Anlatırken beni,
Ellerin hissedecek mi elleri mi?
Gözlerin görecek mi gözlerimdeki seni?
Yoksa birkaç damla yaşta mı hissedeceksin hepsini?

Ya ben…
İçimde yaşarken seni,
Anlatabilecek miyim bir başkasına gözlerini?

Bir deneyip;
Senden birkaç kelam ettiğim de,
Ya tükenirsen tane tane,
Korkarım! Anlatamam seni hiç kimseye…

Belki başucumdaki yastığa fısıldarım,
Belki birikirsin başucumda tane tane.
Birikintiler bir “sen” olunca,
Ben sana seni, sen bana beni anlatırsın bu sefer.
Ne dersin?

Yok birikemezsen başucumda
Ya da oradan da kayıp gidersen bir yerlere
İçindeki ben, içimdeki seni parçalar!
Kaybolur gidersin her-bir-yere!

İsmail Bal    16.02.2010    20:16

Bir Yorum

Seçkin Akkoyun  on Şubat 28th, 2010

”Aşk eskitir beni.” demiş hacının biri.Sonradan hakkaten hacı olmuş müziği bırakmış.Sonra geri dönmüş ”seyyah” olmuş.

Yorum Yaz