Arşiv: 'Düzyazılar'

Bir Kesit

Eve girdiğimde vizelerin bitmiş olmasıyla içime dolan rahatlama duygusu ve ona eşlik etmeye çalışan mutluluk ve mutsuzluklarımın eşiğindeydim. Tek yapmam gereken evi biraz toparlayıp İstanbul’a yolculuğa çıkmaktı. Gökyüzü karamsarlığından vazgeçmiş yağmur taneleri ile kendini anlatmaya çalışıyordu ve sesleniyordu etrafa. Toprak kokusu artık kendini yağmurun altında ezilmeye mahkum etmişti belki de, bilinmez. Baharın gelişiyle çıkan böcekler biraz darbe yiyordu belki de.

Bu ve bunun gibi düşünceler arasında bavulumu hazırlamaya başlamıştım, nelerin burada nelerin oraya gideceğine bavulumun kapasitesi söylüyordu bana, sessizce. Götüreceklerimin listesi beni seyrediyordu, bense bavulumu gizlice. Neyse olduğu kadar dedik ve çıktık yola; toprak kokusunun yerini yağmurun kokusunun aldığını, güneşin gözlerini kapayıp yağmurun konuşmaya başladığı bir yola. Minibüse binene kadar sağ omzum sağa çeker bir şekilde devam ettim, sonra ise terminal. Sesler kulaklarıma ilişmeye başladı ” Kalkıyor kalkıyor biletli yolcu kalmasııın.” İçim rahat bir şekilde en arka şöför arkası yerde oturacağımı varsayarak hayaller kuruyordum; telefondaki resimleri bilgisayarıma atarım diyordum. Yazhanenin önüne gelip o kuyruğu gördüğümde kurduğum hayallerin yıkıldığını anladım. İçimden bir ses imdadıma yetişti 19:00 arabasında yer vardır heyecan yapma, dedi. Sonuç olarak 19:30 arabasında 28 numaralı koltukta kendime bir yer ayırtabildim.

Yağmur hızını hiç kesmemişti, karanlıkla birlikte şimşeğin oluşturduğu aydınlık daha da belli oluyordu.
Devamını oku

Farklı Gibi

gunesin-dogusuİstanbul merhaba, yine ben geldim sana. Hiç unutmadan seni görmezden gelmeyerek her uğradığım anki gibi geldim sana. Sanki seni hiç yalnız bırakmadım, hep düşüncemde sen vardın. Her ayrı kaldığım saatlerde sana koşan adımlarımı hayal ettim.

Güzel ağaçlıkların, boğazın yeşille birleştiği anlarda geldiğimde kulağıma hoş bir edayla öten kuşlar eşlik ederdi bana. Mutluluktan havalara uçardım hiç yere inmeyecek gibi. Her uğradığımda sana, sanki yeni doğmuş bebek sesi gelir gibi olurdu. Bunu iki türlü yorumlardım kendi kendime: Yeni bir hayat doğdu İstanbul’da diyerek ya da yeni bir hayat doğdu içimde derdim. Mutluydum işte ne fark ederdi ki…

Ama artık bazı şeyler fark ediyor. Yine her zaman sana uğruyorum İstanbul. Bu sefer uğradığım zaman artık gözlerimi kapatmak istiyorum. Eskiden her sabah geldiğimde sana, herkesi evlerinde karşılardım ve evlerinden çıkmalarına eşlik ederdim. Şimdi ise o güzelim yerlerinde geceleri soğuktan, açlıktan, susuzluktan acı çeken kişiler görüyorum. İstanbul en çok bana dokunan ne biliyor musun? Onları ısıtamıyorum. Eskiden doğuşuma kuşlar, böcekler eşlik ederdi. Şimdi onlarda eşlik ediyor yorgunca…

İstanbul tekrar merhaba,
Artık senin de gidecek yerin yok galiba
Yorgunca koşuyorum artık sana
Bir yanım hüzünlü, bir yanım ise… boşver gitsin
Geceleri gelemiyorum ısıtamıyorum İstanbul.

Şiiri Anlamak ve Şiirde Anlam

Şiiri anlamak insanın kendi duygu ve düşüncesine bağlı bir durumdur. Herkes şiirden farklı anlamlar çıkarma yetisine sahiptir. Bu durum şiirin düşünce yoğunluğuyla yazılmış bir olgu olmakla birlikte bu olgu şiiri düzyazıyla birbirinden ayırır. Çünkü düzyazıda her şey açık ve nettir. Şiirde ise kişi şiirin her parçasından kendine bir anlam çıkarabilir. Bundan dolayı şiiri yazan şairi anlamak diğer bir planda kaldığı görülmektedir. Bundan dolayı diyebiliriz ki şiiri anlamak diye bir şey söz konusu olamaz. Buda kişilerin farklı durumlar içinde yer alıp, aynı okuduğu sözcükleri farklı bir nitelikte açıklamasına sebebiyet vermektedir. Şunu diyebiliriz şiiri anlayan kişi şiiri yazandan başkası olamaz.
Fakat şiiri subjektif yorumlamanın zamanı ve yeri yoktur. Şöyle denilebilir ki kötü şiir iyi şiir kavramlarını şiir için kullanmak yanlıştır. Geçmişte yaşanmış ancak o günkü durumumuzla pekte yakın durmadığımız yazılan dörtlüklere duygu ve düşüncelerimizin değişimiyle birlikte o an o şiiri sevebiliriz, bu öyle bir hal alır ki o şiir hayatımızın vazgeçilmez bir yerinde kendine yer edinmeyi başarır.
Şiirler hep bizden yanadır. Bunlar bizim duygu ve düşüncelerimize ortak olurlar. Sanki onlar anlatmak istediklerini bizimle paylaşmak isterler. Bu yazıyı genel anlamıyla yorumlayacak olursak şair ve okuyucunun şiirde anlamsal bütünlüğe ulaşmasının imkansız olduğunu ancak ikisinin de şiirde kendini bularak aynı zamanda bir bütünü oluşturduğunu görebiliriz.

ŞİİRDE ANLAM
Şiirde anlamı iki farklı türde inceleyebiliriz. Bunlardan birincisi subjektif anlamdır. Subjektif anlam deyince kişinin kendi içinde hissettiklerini bir şiiri içinden geldiği gibi yorumlanmasıdır. Bunu şu şekilde açarsak daha iyi açıklayabiliriz. Bir adet şiirin dünyanın bütün insanlarının okuduğunu varsayarsak o tek şiirin dünyanın bütün insanların toplamı kadar ayrıntılı yorumu vardır diyebiliriz.
Diğer bir duruma bakacak olursak buda şiirin genel anlamlar içeren bir tür olmasıdır. Bunları doğa, aşk yada pastoral, lirik olarak ayırabiliriz. Bunlar kendi içinde aynı düşüncelere hizmet ederler ve bir şiirin aşk konusu ya da bir doğayı ele aldığını çok rahat anlayabiliriz. Ancak ayrıntıya girdiğimizde aşkın içinden kişiler çok farklı yorumlar çıkarabilir ki bu durumda tekrar bizi şiirin subjektif boyutuna ulaştırıyor.

Sunum Nasıl Yapılır

sunumBir çok kişinin zorlandığı bir konu üzerinde bir araştırma yapmıştım. Çoğumuz sunum yaparken heyecanımızı kontrol etmekte zorluk çekeriz. En büyük olumsuz etkiyi sunumda bu durum oluşturmaktadır. Heyecanın sunuma etkisini %75 olarak düşünürsek diğer durumlara ( slaytta imla hatası, anlatırken çok hareketli veya durağan olma, anlatılan fıkraların veya sorulan soruların zamansızlığı v.b) %25 lik bir pay kaldığını görüyoruz.
powerpoint
Bu başlıkla ilgili ingilizce olarak hazırlamış olduğum çalışmayı sizlerle paylaşmak istedim. İçeriğinde ingilizceminde elverdiği kadarıyla “Sunum Nasıl Yapılır” sorusunun cevabını vermeye çalıştım. Yararlı olması dileğiyle.


Devamını oku

Okuyunuz İzleyiniz

kaza
Bizler bir millet olarak birçok zorluklarla karşılaştık ve birçok zorlukları aşmak için büyük vefakârlıklar göstererek kendi aramızda ki bağların daha sıkı hale gelmesini sağladık. Çoğu zaman bize yönelen tehditleri birlik olarak sırasıyla yurdun her köşesinden atmayı başardık. Zaten bu tarihimizi unutmak soyadımızı unutmakla dahi eş değer olamayacak bir durumdur.
Evet, bizler bizim dediğimiz toprak parçası üzerinde yaşayabilmek için uğrunda canlarımızı feda ettik. Ama bunun bir amacı vardı. Peki amaçsızca hayata gözlerini kapayanlar… Türkiye’nin son 26 yılda trafik kazalarıyla canlarından olan 137.186(yüzotuzyedibinyüzseksenaltı) vatandaşı var. Ayrıca 2.327.509 (ikimilyonüçyüzyirmiyedibinbeşyüzdokuz) yaralı insan var. Söyler misiniz? Ne için? Yurdun her köşesinden birbirimizi mi atmaya başladık? Yoksa bir müzik sizi tabiri yerindeyse gaza mı getirdi? Veya alkollü araba kullanılmadığından haberiniz mi yoktu? Amaç sevgilinize mi hava atmaktı? Ne kadar hız yapabilirim diye arabayı mı deniyordunuz? .. Bu örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki… Yaptıklarınızın ne önemi kaldı hayalleri olan bir çocuğu ezdikten sonra.(Zaten önemi yoktu da…) Orada sadece bir kişi hayatını kaybetmiyor, çocuğun annesi, babası, çocuk, sen ve ailen. Bak bir müzik senin başına neler getiriyor.
Devamını oku

Anlatması Güç

ll-be-there-to-protect-you-copy-miniHer insanın içinde ufakta olsa bir umut vardır. Bu umut her yerde onun peşini bırakmayacak kadar sevimli bir hayal, düşünce ve mutluluk aracı diyebiliriz. Peki, umut en çok kime yakışır? Ben bunu düşündüğümde hep farklı farklı cevaplar buluyordum. Ama bu resmi gördükten sonra umut en çok muhtaç olan çocuklara yakışır diyebildim.
Neyi hayal ediyorlar? Çocuklarınız gibi veya etrafında olan birçok çocuk gibi uzaktan kumandalı bir arabamı? Yoksa hayallerinde sürdükleri bir bisikleti mi hayal ediyorlar? Peki, hayatlarında kaç kere uzaktan kumandalı bir araba veya bisiklet gördüler. Belki de onların yaşadığı yerde bisiklet küçüklere ait değildir ve sadece büyüklerin kullanacağı kadar değerlidir. Büyük ihtimalle bu ve buna benzer hayallerden o kadar uzaklar ki… Düşündükleri bir parça ekmek, belki de ayaklarına giyebilecekleri bez parçasından öte değildir.
Devamını oku