<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İsmail Bal &#187; Düzyazılar</title>
	<atom:link href="http://www.balismail.com/category/duzyazilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.balismail.com</link>
	<description>Aradıklarından kaçmak istediğinde...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Dec 2010 18:52:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Bir Kesit</title>
		<link>http://www.balismail.com/2009/04/bir-kesit/</link>
		<comments>http://www.balismail.com/2009/04/bir-kesit/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 11:46:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İsmail Bal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düzyazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.balismail.com/?p=127</guid>
		<description><![CDATA[Eve girdiğimde vizelerin bitmiş olmasıyla içime dolan rahatlama duygusu ve ona eşlik etmeye çalışan mutluluk ve mutsuzluklarımın eşiğindeydim. Tek yapmam gereken evi biraz toparlayıp İstanbul&#8217;a yolculuğa çıkmaktı. Gökyüzü karamsarlığından vazgeçmiş yağmur taneleri ile kendini anlatmaya çalışıyordu ve sesleniyordu etrafa. Toprak kokusu artık kendini yağmurun altında ezilmeye mahkum etmişti belki de, bilinmez. Baharın gelişiyle çıkan böcekler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eve girdiğimde vizelerin bitmiş olmasıyla içime dolan rahatlama duygusu ve ona eşlik etmeye çalışan mutluluk ve mutsuzluklarımın eşiğindeydim. Tek yapmam gereken evi biraz toparlayıp İstanbul&#8217;a yolculuğa çıkmaktı. Gökyüzü karamsarlığından vazgeçmiş yağmur taneleri ile kendini anlatmaya çalışıyordu ve sesleniyordu etrafa. Toprak kokusu artık kendini yağmurun altında ezilmeye mahkum etmişti belki de, bilinmez. Baharın gelişiyle çıkan böcekler biraz darbe yiyordu belki de.</p>
<p>Bu ve bunun gibi düşünceler arasında bavulumu hazırlamaya başlamıştım, nelerin burada nelerin oraya gideceğine bavulumun kapasitesi söylüyordu bana, sessizce. Götüreceklerimin listesi beni seyrediyordu, bense bavulumu gizlice. Neyse olduğu kadar dedik ve çıktık yola; toprak kokusunun yerini yağmurun kokusunun aldığını, güneşin gözlerini kapayıp yağmurun konuşmaya başladığı bir yola. Minibüse binene kadar sağ omzum sağa çeker bir şekilde devam ettim, sonra ise terminal. Sesler kulaklarıma ilişmeye başladı &#8221; Kalkıyor kalkıyor biletli yolcu kalmasııın.&#8221; İçim rahat bir şekilde en arka şöför arkası yerde oturacağımı varsayarak hayaller kuruyordum; telefondaki resimleri bilgisayarıma atarım diyordum. Yazhanenin önüne gelip o kuyruğu gördüğümde kurduğum hayallerin yıkıldığını anladım. İçimden bir ses imdadıma yetişti 19:00 arabasında yer vardır heyecan yapma, dedi. Sonuç olarak 19:30 arabasında 28 numaralı koltukta kendime bir yer ayırtabildim.</p>
<p>Yağmur hızını hiç kesmemişti, karanlıkla birlikte şimşeğin oluşturduğu aydınlık daha da belli oluyordu. <span id="more-127"></span> Herkes bir dükkan önünde satıcının gözlerinden gözlerini kaçırarak otobüsünün gelmesini bekliyordu. Ek sefere tabi olan 19:30 arabasını gelişinden anlamıştım. Sanki yorgunca hareket ediyordu. Aslında onun durumu pek de önemli değildi benim için. Otobüsün koridorunda ilerlemeye başladığımda hep aklımdan geçen tekrar uğruyordu düşüncelerime: Her zaman en ön koltukta insanın ilk tanıştığı kişiler ve onların orada olduğunu bildiğin halde yavaş yavaş unutulan kişilerdi onlar. Artık hayatta bir adım daha atma vakti geldiğinde sana göre arkanda aslında en önde olan kişileri tekrar yavaş yavaş aklının bir köşesine itme vaktinin gelmesiydi o anlar. Ve her bir adım hayatta yeni insanları ve çoğu vazgeçemem dediklerini hatırlatıyordu, bana. Bu düşünceler pek uzun sürmedi bu sefer, çünkü koltuk numarası 28 idi, 53 değildi. Yerime oturduğumda Hotel California şarksı kulaklarımda duyulmaya ve bu şarkının eşliğinde&#8221; Kalkıyor kalkıyor 19:30 biletli yolcu kalmasın.&#8221; Sesleri arasında bir İstanbul yolculuğu daha başlıyordu.</p>
<p>İsmail Bal</p>
<p>23.04.2009  14:46</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.balismail.com/2009/04/bir-kesit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Farklı Gibi</title>
		<link>http://www.balismail.com/2009/02/farkli-gibi/</link>
		<comments>http://www.balismail.com/2009/02/farkli-gibi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 19:19:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İsmail Bal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düzyazılar]]></category>
		<category><![CDATA[evsizler]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.balismail.com/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul merhaba, yine ben geldim sana. Hiç unutmadan seni görmezden gelmeyerek her uğradığım anki gibi geldim sana. Sanki seni hiç yalnız bırakmadım, hep düşüncemde sen vardın. Her ayrı kaldığım saatlerde sana koşan adımlarımı hayal ettim. Güzel ağaçlıkların, boğazın yeşille birleştiği anlarda geldiğimde kulağıma hoş bir edayla öten kuşlar eşlik ederdi bana. Mutluluktan havalara uçardım hiç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-81 aligncenter" title="ismail bal-gunesin-dogusu" src="http://www.balismail.com/wp-content/uploads/2009/02/gunesin-dogusu.jpg" alt="gunesin-dogusu" width="407" height="307" />İstanbul merhaba, yine ben geldim sana. Hiç unutmadan seni görmezden gelmeyerek her uğradığım anki gibi geldim sana. Sanki seni hiç yalnız bırakmadım, hep düşüncemde sen vardın. Her ayrı kaldığım saatlerde sana koşan adımlarımı hayal ettim.</p>
<p style="text-align: left;">Güzel ağaçlıkların, boğazın yeşille birleştiği anlarda geldiğimde kulağıma hoş bir edayla öten kuşlar eşlik ederdi bana. Mutluluktan havalara uçardım hiç yere inmeyecek gibi. Her uğradığımda sana, sanki yeni doğmuş bebek sesi gelir gibi olurdu. Bunu iki türlü yorumlardım kendi kendime: Yeni bir hayat doğdu İstanbul’da diyerek ya da yeni bir hayat doğdu içimde derdim. Mutluydum işte ne fark ederdi ki…</p>
<p style="text-align: left;">Ama artık bazı şeyler fark ediyor. Yine her zaman sana uğruyorum İstanbul. Bu sefer uğradığım zaman artık gözlerimi kapatmak istiyorum. Eskiden her sabah geldiğimde sana, herkesi evlerinde karşılardım ve evlerinden çıkmalarına eşlik ederdim. Şimdi ise o güzelim yerlerinde geceleri soğuktan, açlıktan, susuzluktan acı çeken kişiler görüyorum. İstanbul en çok bana dokunan ne biliyor musun? Onları ısıtamıyorum. Eskiden doğuşuma kuşlar, böcekler eşlik ederdi. Şimdi onlarda eşlik ediyor yorgunca…</p>
<p style="text-align: left;">İstanbul tekrar merhaba,<br />
Artık senin de gidecek yerin yok galiba<br />
Yorgunca koşuyorum artık sana<br />
Bir yanım hüzünlü, bir yanım ise… boşver gitsin<br />
Geceleri gelemiyorum ısıtamıyorum İstanbul.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.balismail.com/2009/02/farkli-gibi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şiiri Anlamak ve Şiirde Anlam</title>
		<link>http://www.balismail.com/2009/02/siiri-anlamak-ve-siirde-anlam/</link>
		<comments>http://www.balismail.com/2009/02/siiri-anlamak-ve-siirde-anlam/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2009 23:40:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İsmail Bal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düzyazılar]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şairi anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiirde anlam]]></category>
		<category><![CDATA[şiirde duygu]]></category>
		<category><![CDATA[şiiri anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[şiiri yorumlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.balismail.com/?p=54</guid>
		<description><![CDATA[Şiiri anlamak insanın kendi duygu ve düşüncesine bağlı bir durumdur. Herkes şiirden farklı anlamlar çıkarma yetisine sahiptir. Bu durum şiirin düşünce yoğunluğuyla yazılmış bir olgu olmakla birlikte bu olgu şiiri düzyazıyla birbirinden ayırır. Çünkü düzyazıda her şey açık ve nettir. Şiirde ise kişi şiirin her parçasından kendine bir anlam çıkarabilir. Bundan dolayı şiiri yazan şairi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şiiri anlamak insanın kendi duygu ve düşüncesine bağlı bir durumdur. Herkes şiirden farklı anlamlar çıkarma yetisine sahiptir. Bu durum şiirin düşünce yoğunluğuyla yazılmış bir olgu olmakla birlikte bu olgu şiiri düzyazıyla birbirinden ayırır. Çünkü düzyazıda her şey açık ve nettir. Şiirde ise kişi şiirin her parçasından kendine bir anlam çıkarabilir. Bundan dolayı şiiri yazan şairi anlamak diğer bir planda kaldığı görülmektedir. Bundan dolayı diyebiliriz ki şiiri anlamak diye bir şey söz konusu olamaz. Buda kişilerin farklı durumlar içinde yer alıp, aynı okuduğu sözcükleri farklı bir nitelikte açıklamasına sebebiyet vermektedir. Şunu diyebiliriz şiiri anlayan kişi şiiri yazandan başkası olamaz.<br />
Fakat şiiri subjektif yorumlamanın zamanı ve yeri yoktur. Şöyle denilebilir ki kötü şiir iyi şiir kavramlarını şiir için kullanmak yanlıştır. Geçmişte yaşanmış ancak o günkü durumumuzla pekte yakın durmadığımız yazılan dörtlüklere duygu ve düşüncelerimizin değişimiyle birlikte o an o şiiri sevebiliriz, bu öyle bir hal alır ki o şiir hayatımızın vazgeçilmez bir yerinde kendine yer edinmeyi başarır.<br />
Şiirler hep bizden yanadır. Bunlar bizim duygu ve düşüncelerimize ortak olurlar. Sanki onlar anlatmak istediklerini bizimle paylaşmak isterler. Bu yazıyı genel anlamıyla yorumlayacak olursak şair ve okuyucunun şiirde anlamsal bütünlüğe ulaşmasının imkansız olduğunu ancak ikisinin de şiirde kendini bularak aynı zamanda bir bütünü oluşturduğunu görebiliriz.</p>
<p>ŞİİRDE ANLAM<br />
Şiirde anlamı iki farklı türde inceleyebiliriz. Bunlardan birincisi subjektif anlamdır. Subjektif anlam deyince kişinin kendi içinde hissettiklerini bir şiiri içinden geldiği gibi yorumlanmasıdır. Bunu şu şekilde açarsak daha iyi açıklayabiliriz. Bir adet şiirin dünyanın bütün insanlarının okuduğunu varsayarsak o tek şiirin dünyanın bütün insanların toplamı kadar ayrıntılı yorumu vardır diyebiliriz.<br />
Diğer bir duruma bakacak olursak buda şiirin genel anlamlar içeren bir tür olmasıdır. Bunları doğa, aşk yada pastoral, lirik olarak ayırabiliriz. Bunlar kendi içinde aynı düşüncelere hizmet ederler ve bir şiirin aşk konusu ya da bir doğayı ele aldığını çok rahat anlayabiliriz. Ancak ayrıntıya girdiğimizde aşkın içinden kişiler çok farklı yorumlar çıkarabilir ki bu durumda tekrar bizi şiirin subjektif boyutuna ulaştırıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.balismail.com/2009/02/siiri-anlamak-ve-siirde-anlam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sunum Nasıl Yapılır</title>
		<link>http://www.balismail.com/2009/02/sunum-nasil-yapilir/</link>
		<comments>http://www.balismail.com/2009/02/sunum-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 20:38:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İsmail Bal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düzyazılar]]></category>
		<category><![CDATA[powerpoint]]></category>
		<category><![CDATA[sunum]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.balismail.com/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[Bir çok kişinin zorlandığı bir konu üzerinde bir araştırma yapmıştım. Çoğumuz sunum yaparken heyecanımızı kontrol etmekte zorluk çekeriz. En büyük olumsuz etkiyi sunumda bu durum oluşturmaktadır. Heyecanın sunuma etkisini %75 olarak düşünürsek diğer durumlara ( slaytta imla hatası, anlatırken çok hareketli veya durağan olma, anlatılan fıkraların veya sorulan soruların zamansızlığı v.b) %25 lik bir pay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-30" title="sunum" src="http://www.balismail.com/wp-content/uploads/2009/02/etkilisunumteknikleri.jpg" alt="sunum" width="177" height="220" />Bir çok kişinin zorlandığı bir konu üzerinde bir araştırma yapmıştım. Çoğumuz sunum yaparken heyecanımızı kontrol etmekte zorluk çekeriz. En büyük olumsuz etkiyi sunumda bu durum oluşturmaktadır. Heyecanın sunuma etkisini %75 olarak düşünürsek diğer durumlara ( slaytta imla hatası, anlatırken çok hareketli veya durağan olma, anlatılan fıkraların veya sorulan soruların zamansızlığı v.b) %25 lik bir pay kaldığını görüyoruz.<br />
<img class="size-medium wp-image-33 alignright" title="powerpoint" src="http://www.balismail.com/wp-content/uploads/2009/02/powerpoint-300x218.jpg" alt="powerpoint" width="310" height="160" /><br />
Bu başlıkla ilgili ingilizce olarak hazırlamış olduğum çalışmayı sizlerle paylaşmak istedim. İçeriğinde ingilizceminde elverdiği kadarıyla &#8220;Sunum Nasıl Yapılır&#8221; sorusunun cevabını vermeye çalıştım. Yararlı olması dileğiyle.</p>
<p><span id="more-32"></span></p>
<p>HOW DOES PRESENTATION PREPARE ?</p>
<p>Shortly Information About Presentation<br />
Presentations are very important at education, line of work e.t.c. Presentations  includes listening skill, writing skill and searching skill. All of them have a goal. For example: Goal may be studying a topic at school or training job at company or explaining a product for customer.<br />
Also it is a important point that body language is used well.</p>
<p>Controlling Excitement<br />
A lot of people have wrong idea about presentations. For example: When you make a presentation, you must not get excited. This state is wrong. You may get excited as  lots of people. Don’t worry, you are not alone. Every people can get excited. Excitement is important in order to prepare the presentation. But it must not be on  high degree.</p>
<p>PREPARING PRESENTATION<br />
1) What is the goal in presentation?<br />
2) Planing presentation.<br />
3) Where will you make  presentation in?<br />
4) Knowing audiences’ levels</p>
<p>1)    What Is The Goal At Presentation?<br />
It is important that why you make this presentation. Is your goal for informing audience or for persuasion? Firstly you have to answer these questions and similar other questions.<br />
Informing: You give information to audience which is can be used by audience.  But you  have to know that how many audience have some information about your topic.<br />
Persuasion: You try to believe them your topic.</p>
<p>2)    Planing Presentation<br />
If you want to make a good presentation, you have to prepare a sketch.<br />
Firstly you have to write your ideas on a paper. After that put in order them in order to write to sketch.<br />
If you want, audience is given a program about presentation by you. In this way they can follow you carefully.<br />
Also, you have to plan your peresentation time.</p>
<p>3)    Where Will You Make Presentation?<br />
You have to look at the salon  whether it has  technical equipments. If it<br />
has them, you have to learn how they are used in order not to accomplish    your presentation.</p>
<p>You have to know a few functions :<br />
    What kind of chairs will the audience sit on?<br />
    How will salon prepare? Sometimes salons are U or circulars. These salons are appropriate for exchange of views.<br />
    Is illumination enough at lecture room or salon?<br />
    Will illumination close when you make your presentation?<br />
    Does salon or lecture room have a microphone and rostrum?<br />
If it is possible, you try to go lecture room before presentation time is made. Also you have to make test presentation at least once.</p>
<p>4)    Knowing Audiences’ Levels<br />
    You have to know how much audience know about topic.<br />
    You have to use different methods at class, at club meeting e.t.c<br />
    If audience know nothing what you explain. You have to summarize more about topic.<br />
    You have to know average age of audience.<br />
    Will you explain children or adults? You have to know them too.<br />
If  you  prepare good peresentation, you apply these counditions.</p>
<p>…IS BEING PREPARED PRESENTATION.<br />
A presentation include an introduction, development and result. Firstly you can prepare development part. Because it is easer than introduction and result part.</p>
<p>1)    Development Part<br />
Development part includes important subjects. You have to choose the best speaking technique. If you want to the audience believe in a specific subject, you must use a specific technique.</p>
<p>You can use datums this part:<br />
    Statistics: Numbers and rates tells us the truth. If you use them, audience believe more you.<br />
    Examples: You can give examples in order to explain the topic.<br />
    Short Stories: It is as examples.</p>
<p>2)    Introduction Part<br />
Introduction part is made affective. Because, when you start to explain about topic, probably audience can think different things. Therefore you have to make beautiful first sentence.</p>
<p>You can use a few things :<br />
    Ask a question: You can ask different them about topic.<br />
    You can mention specific things<br />
    You can explain a anecdote about subject.</p>
<p>3)    Result Part<br />
I explain directly counditions this part.<br />
    You have them remember important point at result part.<br />
    You have to good plan for last sentence.<br />
    You can summarize the important subjects.<br />
    You can connect with introduction part.</p>
<p>Using The Technological Equipments<br />
If you use technological equipments, you will explain more your presentation. But you have to know how they are used. Other part was mentinoed this sentence.</p>
<p>What can you use ?<br />
    Transparency<br />
    Handout<br />
    Slide<br />
Of course, if you want, you can use a lot of things in tecnology equipment.</p>
<p>How Does Speaker(you) Wear?<br />
When you wear a showy dress, audience are infuenced badly. Therefore you have to wear a not showy dress or not showy suit. It is chosen dark colour. You are remembered with presentation  are not remembered with dress. Especially, women must not choose heeled shoe.</p>
<p>Notes<br />
    Speaker have to express yourself in presentation.<br />
    Audience are attracted attention in presentation.<br />
    According to knowledge, a subject is read ten percent, is listened twenty percent and is seen thirty percent, is remembered.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.balismail.com/2009/02/sunum-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okuyunuz İzleyiniz</title>
		<link>http://www.balismail.com/2009/02/okuyunuz-izleyiniz/</link>
		<comments>http://www.balismail.com/2009/02/okuyunuz-izleyiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 17:45:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İsmail Bal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düzyazılar]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[trafik kazası]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.balismail.com/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[Bizler bir millet olarak birçok zorluklarla karşılaştık ve birçok zorlukları aşmak için büyük vefakârlıklar göstererek kendi aramızda ki bağların daha sıkı hale gelmesini sağladık. Çoğu zaman bize yönelen tehditleri birlik olarak sırasıyla yurdun her köşesinden atmayı başardık. Zaten bu tarihimizi unutmak soyadımızı unutmakla dahi eş değer olamayacak bir durumdur. Evet, bizler bizim dediğimiz toprak parçası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-26" title="kaza" src="http://www.balismail.com/wp-content/uploads/2009/02/kaza.jpg" alt="kaza" width="274" height="296" /><br />
Bizler bir millet olarak birçok zorluklarla karşılaştık ve birçok zorlukları aşmak için    büyük vefakârlıklar göstererek kendi aramızda ki bağların daha sıkı hale gelmesini sağladık. Çoğu zaman bize yönelen tehditleri birlik olarak sırasıyla yurdun her köşesinden atmayı başardık.  Zaten bu tarihimizi unutmak soyadımızı unutmakla dahi eş değer olamayacak bir durumdur.<br />
Evet, bizler bizim dediğimiz toprak parçası üzerinde yaşayabilmek için uğrunda canlarımızı feda ettik. Ama bunun bir amacı vardı. Peki amaçsızca hayata gözlerini kapayanlar&#8230; Türkiye’nin son 26 yılda trafik kazalarıyla canlarından olan 137.186(yüzotuzyedibinyüzseksenaltı) vatandaşı var. Ayrıca 2.327.509 (ikimilyonüçyüzyirmiyedibinbeşyüzdokuz) yaralı insan var. Söyler misiniz? Ne için? Yurdun her köşesinden birbirimizi mi atmaya başladık? Yoksa bir müzik sizi tabiri yerindeyse gaza mı getirdi? Veya alkollü araba kullanılmadığından haberiniz mi yoktu? Amaç sevgilinize mi hava atmaktı? Ne kadar hız yapabilirim diye arabayı mı deniyordunuz? .. Bu örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki…  Yaptıklarınızın ne önemi kaldı hayalleri olan bir çocuğu ezdikten sonra.(Zaten önemi yoktu da…) Orada sadece bir kişi hayatını kaybetmiyor, çocuğun annesi, babası, çocuk, sen ve ailen. Bak bir müzik senin başına neler getiriyor.<span id="more-23"></span></p>
<p>Üç kişilik aile mutlu mesut bir şekilde tatillerini de tamamlayıp evlerine dönüş için yola çıkıyorlar.  Yolda buzlanma var ve hız ibresi 120 civarlarını gösteriyor. Korkulan başa geliyor ve araba buzlanma nedeniyle bir tarlaya uçuyor, çocuk arka camdan dışarıya savruluyor. Şans eseri hepsi sağ bir şekilde kurtularak birbirlerini bulabiliyorlar. O anki korku ile yola çıkıp yardım istiyorlar. Karşıdan gelen minibüs şoförünün alkollü olduğu akıllarına nereden gelebilirdi ki… Tahmin etmek istemediğiniz gibi minibüs sürücüsü yolda ki kaza zedeleri geç fark ediyor. Kız olay yerinde tekerleğin altında kalarak, baba bir hafta boyunca verdiği hayat mücadelesini kaybederek hayata gözlerini yumuyor. Anne ise yaşam mücadelesini kazanıp gerçek anlamda yaşamını sürdürüyor. Yaşayıp yaşamadığını birde ona sorsak acaba ne der?(gerçek bir hikâyedir)</p>
<p>Bu yazıyı yazmaya Polonya’da trafik kazalarını önlemek için televizyonlar da gösterilen kısa filmi izledikten sonra karar verdim. Lütfen bu filmi sonuna kadar izleyin. <a href="http://patrz.pl/filmy/kierowco-nie-badz-bezmyslny">Bu yüzden lütfen bu cümleye tıklayın…</a> Emin olun ki sizi çok ama çok düşündürecektir. LÜTFEN İZLEYİN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.balismail.com/2009/02/okuyunuz-izleyiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anlatması Güç</title>
		<link>http://www.balismail.com/2009/02/8/</link>
		<comments>http://www.balismail.com/2009/02/8/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 14:09:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İsmail Bal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düzyazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.balismail.com/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[Her insanın içinde ufakta olsa bir umut vardır. Bu umut her yerde onun peşini bırakmayacak kadar sevimli bir hayal, düşünce ve mutluluk aracı diyebiliriz. Peki, umut en çok kime yakışır? Ben bunu düşündüğümde hep farklı farklı cevaplar buluyordum. Ama bu resmi gördükten sonra umut en çok muhtaç olan çocuklara yakışır diyebildim. Neyi hayal ediyorlar? Çocuklarınız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-3" title="ll-be-there-to-protect-you-copy-mini" src="http://www.balismail.com/wp-content/uploads/2009/02/ll-be-there-to-protect-you-copy-mini.jpg" alt="ll-be-there-to-protect-you-copy-mini" width="200" height="133" />Her insanın içinde ufakta olsa bir umut vardır. Bu umut her yerde onun peşini bırakmayacak kadar sevimli bir hayal, düşünce ve mutluluk aracı diyebiliriz. Peki, umut en çok kime yakışır? Ben bunu düşündüğümde hep farklı farklı cevaplar buluyordum. Ama bu resmi gördükten sonra umut en çok muhtaç olan çocuklara yakışır diyebildim.<br />
Neyi hayal ediyorlar? Çocuklarınız gibi veya etrafında olan birçok çocuk gibi uzaktan kumandalı bir arabamı? Yoksa hayallerinde sürdükleri bir bisikleti mi hayal ediyorlar? Peki, hayatlarında kaç kere uzaktan kumandalı bir araba veya bisiklet gördüler. Belki de onların yaşadığı yerde bisiklet küçüklere ait değildir ve sadece büyüklerin kullanacağı kadar değerlidir. Büyük ihtimalle bu ve buna benzer hayallerden o kadar uzaklar ki… Düşündükleri bir parça ekmek, belki de ayaklarına giyebilecekleri bez parçasından öte değildir.<span id="more-8"></span><br />
Onlara bakınca da durumlarından hiçte şikayetçiymiş gibi durmuyorlar. Gözlerinin içinde bir umutsuzluk yaşına rastlamaksa imkansız. Ayrıca en olanaksız bir umudunuz olsun ve onların gözlerinin içine bakın sanki gerçekleşecekmiş gibi bir his veriyor insana…<br />
Beni en çok etkileyen nokta ise onlara bakınca derin bir nefes alıp bırakıyorsunuz ve içinizde ki onlar için burkulma duygusuyla, onların gözlerinin içinde ki mutluluk ruhunuza karışıyor. O kadar değişik bir duygu ki ve anlatmak isteyip de anlatamadığım o kadar çok noktalar var ki. Hepsini sizlere bırakıyorum…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.balismail.com/2009/02/8/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

