İstiyorum Da…
Şunu fark ettim ki benim sizinle paylaştığım şiirlerimin hemen hemen hepsi 2008 in ortalarından daha önceye dayanıyor. Ben de bu geleneği bozup bu tarihten önce yazdığım en yakın şiirimi sizlerle paylaşmak istedim. Beğenebilirsiniz de beğenmeyebilirisiniz de , uyaklı veya uyaksız, anlamlı veya anlamsız bir İsmailce şiiriyle daha karşınızdayım
Şiirin başlığı yukarıda yazdığı gibi “İstiyorum Da”‘dır.
Uykum var biraz ucundan
Yalanım yok, moralim bozuk bu saatlerde
Bir de elem sarmış her yanımı
Sen neredesin bu arada?
Hiç haber alamıyoruz bu zamanlarda
Nerelerdesin, bir çalmaz mısın kapımı?
Yoksa uzaklarda birilerini mi ararsın?
Neyse zamanı geldiğinde gelirsin bana
Aslında hep zamansız geldi derler sana
Yok yok, ben sana demem öyle
İnanıyor musun bana?
Yoksa acıyor musun?
Uykum var biraz ucundan
Hiç anlıyor musun?
Yatsam uyanamam sanıyorum
Beni duyuyor musun? Yazının devamını okuyun
Genç Werther’in acıları… Belki bir aşk, belki bir vicdan muhasebesi, belki de akan kanların tercümesi. Kitabı okumaya başladığım da kitabı benimsemekte bir süre zorluk çektim. Ancak Werther’in Lotte ile dans etmesini ve ilk başlangıç hislerini Goethe’nin üstün kalemiyle ele alması beni bir anda kitaba bağladı. Diğer bir çok duyguların tanımlanmasıyla oluşan duygularda cabası. Sizlere kitaptan bir kaç örnek sunarak anlatmak istediklerimi daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum : ” Lotte benim için kutsal. O varken bütün arzularım susuyor. Onun yanındayken bana neler oluyor bilmiyorum; sanki ruhum gerilen sinirlerimle birlikte alt üst oluyor; piyanoda bir meleğin gücüyle çaldığı bir melodisi var onun, hem sade hem de öylesine zarif bir melodi! Bu onun en sevdiği şarkı ve ben daha ilk notasını işitir işitmez acı duyuyorum ve aklım karışıyor.” Her adım, her an, kısaca yaşamında artık hayatı yaşamazsın. Hep onu yaşarsın, hayallerin hep ona çıkar istesen de istemesen de.
İstanbul merhaba, yine ben geldim sana. Hiç unutmadan seni görmezden gelmeyerek her uğradığım anki gibi geldim sana. Sanki seni hiç yalnız bırakmadım, hep düşüncemde sen vardın. Her ayrı kaldığım saatlerde sana koşan adımlarımı hayal ettim.
Cengiz Aytmatov, Beyaz Gemi adlı kitabında bir çocuğun saf duygularını işlemektedir. Bu kitabı okurken kendi çocukluğunuza inip bir kere daha o anları gözünüzün önünde canlandıracaksınız. Kötü insanlara karşı çocuğun düşünceleri ve onlara dahi bir yardım eli uzatma isteğini göreceksiniz. Bir yokluğun var olması için kurduğunuz hayaller eşlik edecek size. Belki bunları anımsamak size bir mutluluk verecek. Ama çocukken yaşadığınız hayal kırıklıkları.
Dersin Amacı: Matematiksel yöntemleri kullanarak iktisadi durumları açıklamak.
Bir çok kişinin zorlandığı bir konu üzerinde bir araştırma yapmıştım. Çoğumuz sunum yaparken heyecanımızı kontrol etmekte zorluk çekeriz. En büyük olumsuz etkiyi sunumda bu durum oluşturmaktadır. Heyecanın sunuma etkisini %75 olarak düşünürsek diğer durumlara ( slaytta imla hatası, anlatırken çok hareketli veya durağan olma, anlatılan fıkraların veya sorulan soruların zamansızlığı v.b) %25 lik bir pay kaldığını görüyoruz.

General Electric adlı kitabı bir işletme öğrencisinin okuması gereken önemli kaynaklardan biri olarak görüyorum. İşletme üzerine karşılaştığı olumlu – olumsuz durumları ustaca nasıl yönettiğine şahit olacaksınız. Okuduğumun bu kitabın kısa bir yorumunu aşağıda yapmış bulunmaktayım. Yararlı bir özet olması temennisiyle…
Yorumlarınız